NOUN CLAUSES ( İSİM CÜMLECİKLERİ )

NOUN CLAUSES ( İSİM CÜMLECİKLERİ ) HAKKINDA BİLGİ

 NOUN CLAUSES ( İSİM CÜMLECİKLERİ ),  İSİM CÜMLELERİ TANIMI

1 –  Ielts özel ders ( Bireysel – Ielts özel ders )
2 –  Ielts özel ders ( 4 kişilik Gruplarla- Ielts özel ders )

A.Bir bileşik cümlede (complex sentence), yan cümlecik (subordinate clause) özne (subject) ya da nesne (object) durumunda olan bir ismin (noun) yapmış olduğu işi yapıyorsa buna isim cümleciği (noun clause) denir.
I know that Mary speaks Spanish.
Mary’in İspanyolca konuştuğunu biliyorum.
B. İsim cümleciklerini (noun clause) tanımak için iki yol izlenir :
a. İsim cümleciğini (noun clause) tanımak için ana cümlecikteki (main clause) fiile “what” (ne/neyi) sorusunu sorarız. Buna yanıt veren cümlecik isim cümleciğidir.
*I know that Mary speaks Spanish.
Mary’nin İspanyolca konuştuğunu biliyorum.
*What do you know?
Ne(yi) biliyorsun?
*I know that Mary speaks Spanish.
Mary’nin İspanyolca konuştuğunu biliyorum.
b. Bir bileşik cümlede (complex sentence) yan cümleciğin (subordinate clause) yerine “something” (birşey) ya da “this” (bu) sözcükleri konduğu zaman, bu cümle yine tam ve mantıklı bir anlam verirse, bu cümlecik isim cümleciğidir.
*I know that Mary speaks Spanish.
*I know something.
Birşey biliyorum.
*I know this.
Bunu biliyorum.
C. Bir bileşik cümlede (complex sentence) isim cümlecikleri (noun clause) aşağıdaki bağlaçlarla (conjunction) ana cümleciklere (main clause) bağlanırlar.
D. İsim cümleciklerinin (noun clause) cümle içindeki durumları şöyledir.

1.AS THE SUBJECT OF A VERB : BİR FİİLİN ÖZNESİ OLARAK
A. AS THE SUBJECT OF A VERB :
Bu tür bileşik cümlede cümlenin öznesi (subject) bir isim cümleciğidir (noun clause). İsim cümlecikleri bağlaç (conjunction) olarak kullanılan “that” ya da “soru sözcükleri” (question words) ile başlarlar. “that”  bağlacı bu tür cümlelerden çıkartılamaz.
What you said was very interesting.
Söylediğin şey (ne söylediysen) iki basit cümleden  (simple sentence) oluşmuştur.
a.You said something.
Sen birşey söyledin.
b.It was very interesting.
O çok ilginç idi.
Yukardaki bu iki cümleyi bir bileşik cümle (complex sentence) durumuna getirmek için izlenicek yol şudur :
1.Birinci “a” cümlesinde “something” sözcüğü yerine “what” sözcüğü konur ve bu sözcük cümlenin başına getirilir.
2.İkinci “b” cümlesinde “it” sözcüğü kaldırılır.
3. Bu duruma getirilen “b” cümlesi biraz değişiklik yaptığımız “a” cümlesine eklenir ve böylece bileşik cümlemiz elde edilmiş olur.
What you said was very interesting.
Söylediğin şey (ne söylediysen) çok ilginç idi.
*When he finished it wasn’t important.
Onu ne zaman bitirdiği önemli değildi.
*What you are saying has nothing to do with the subject.
Söylediğin şeyin (söylediğinin) konu ile ilgisi yoktur.
*Whatever caused the accident has not yet been found.
Kazaya her ne sebep olduysa henüz anlaşılamadı.
*Why Tom married her is a mystery.
Tom’un onunla niçin evlendiği anlaşılmaz birşeydir.
*From whom I head it is unimportant.
Onu kimden işittiğim önemsizdir.
*Where the children have gone doesn’t interest me.
Çocukların nereye gittiği beni ilgilendirmez.
*Whoever caused the accident was very careless.
Kazay her kim sebep olduysa çok dikkatsiz imiş.
*How he has becom rich is not important.
Onun nasıl zengin olduğu önemli değildir.
*When she answered the questions is not obvious.
Onun sorulara ne zaman yanıt verdiği belli değildir.
*Which books I will buy doesn’t concern you.
Hangi kitapları alacağım seni ilgilendirmez.
*Who comes first gets the prize.
İlk gelen ödülü alır (kazanır).
*Why they had called us made me think.
Bizi neden aradıkları beni düşündürdü.

*What I really wanted to study was architecture.
Gerçekten öğrenim yapmak istediğim şey mimarlıktı.
*Whatever we learn here is useful.
Burada her ne öğrenirsek yararlıdır.
*What I hate most about air travel is waiting at airports.
Hava yolculuğunda en çok nefret ettiğim şey hava alanında beklemedir.
*Whether we shall get there in time is doubtful.
Oraya zamanında varıp varamıyacağımız şüphelidir.
*Whether we can help you (or not) is a difficult question.
Size yardım edip edemeyeceğimiz güç bir soru.
*Where Tom lives is a secret.
Tom’un nerede yaşadığı bir gizdir.
*Whoever opened the refrigerator last left fingerprints on the door.
Buzdolabını en son her kim açtıysa kapıda parmak izlerini bırakmış.
*Whatever happens in Turkey affects the whole world.
Tükriye’de her ne olursa tüm dünyayı etkiler.
*When thePresident will return is not certain.
Başkanın ne zaman döneceği belli değildir.
*Whether people were happier in the past is difficult to judge.
İnsanların geçmişte daha mutlu olup olmadıklarını yargılamak zor.
*Whether I shall buy a car (or not) depends on the money I will earn.
Bir otomobil alıp almayacağım kazanacağım paraya bağlıdır.
Bir bileşik cümlede (complex sentence) isim cümlecikleri (noun clause) hiçbir zaman “if” ile başlamazlar. Bu durumda “if” yerşne “whether” kullanılır.
*Whether he has signed the contract or not doesn’t matter.
Kontratı imzalayıp imzalamadığının önemi  yoktur.
*I don’t know whether (if) he has signed the conract.
Onun kontratı imzalayıp imzalamadığını bilmiyorum.
Özne durumundaki isim cümlecikleri (noun clause) “that” bağlaçı ile başlarsa, bu bağlaç hiçbir zaman cümleden çıkartılamaz.
*That you are wrong can easily be proved.
Yanıldığın kolaylıkla kanıtlanabilir.
Yukardaki bu cümle şu biçimde de dile getirilebilir. Ancak bu durumda “that” bağlaçı istenilirse cümleden çıkartılabilir.
*İt can be proved (that) you are wrong.
Yanıldığın kolaylıkla kanıtlanabilir.
*That you find this problem difficult is wuite natural.
It is wuite natural (that) you find this problem difficult.
Bu problemi güç bulman çok doğaldır.
*That the driver coldn’t control his car was obvious.
It was obvious (that) the driver couldn’t control his car.
Sürücünün otomobilini kontrol edemediği belli idi.
*That you should know my uncle is rather odd.
It is rather odd (that) you should know my uncle.
Amcamı tanıman oldukça garip.

*That the experiment will succeed sems unlikely.
Deneyin başarılı olacağı olasılık dışı görünüyor.
*That nobody recognized Ford Project was incredible.
Ford Projesinin hiçbir kimse tarafından tanınmaması inanılmaz birşey idi.
*That we should both be in London on the same day was very unusual.
Her ikimizin aynı günde Londra’da olması çok alışılmış birşey değildi.

B. IN APPOSITION TO THE SUBJECT :

Bu tür bileşik cümlede (complex sentence) “that” bağlaçı ile başlayan isim cümlecikleri (noun clause), cümle başında ana cümleciğin (main clause) öznesi olan “the fact”, “the truth”,  “the news”, “the chance” ve “the possibility” gibi sözcükleri nitelemeyip, onların cümle içinde ne olduklarını anlaşılır bir duruma getirirler. Bu tür cümlelerde “that” bağlaçı cümleden çıkartılamaz.

*The fact that he refused to help me doesn’t worry me.
Onun bana yardım etmeyi reddetmesi beni üzmüyor.
*The news that he had gone away was false.
Onun çekip gitmiş olduğu haberi doğru değildi.
*The fact that you will go abroad this summer has deligted me.
Bu yaz yurt dışına gideceğin beni sevindirdi.
*The chance that he will live 20 years is high.
Onun yirmi yıl yaşama şansı çoktur.
*The possibility that she will go to London is very low.
Onun Londra’ya gitme olasılığı çok azdır.
*The fact that you don’t have enough money is no excuse.
Yeterli paranın olmayışı bir gerekçe (mazaret) değildir.
*The news that Singapore had fallen surprised us very much.
Sigapore’un düşmüş olduğu haberi bizi çok şaşırttı.
*The fact that you believe him is surprising.
Ona inanman hayret verici birşey.
*The disclosure that he was a fraud forced him to leave the country.
Onun bir sahtekar olduğunun bilinmesi onu ülkeyi terketmeye zorladı.
*The idea that everbody should be required to vote by law is something
I don’t agree with.
Herkesin yasa gereği oy kullanmaya mecbur olması benim onaylamadığım bir düşüncedir.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir